NEYZEN TEVFİK ŞİİR (HİCİV) YARIŞMASI’NIN KAZANANLARI BELLİ OLDU

16.02.2021

1.lik Ödülü Yaşar BAYAR

ALACAKARANLIKTA GÖLGE OYUNU

/Örtün, evet, ey hâile… Örtün, evet, ey şehr/ Tevfik Fikret

I/

Kent blok çemberi ben çelik çomak
Dört yanım boşluğun göz kapakları
Heybemde azık yok, yollar çok ırak
Kırdım, kem küm eden taş plakları
Mezarlar üstünde, mezarsız gezdim
Ufukta batmayan bir gün görmedim
Giden yere çalmış, gelen çiğnemiş
Reklam alanında yüzüm gülmemiş 
Yaşam boyu vergi, harçlar ödedim
Klonlanmış taksit, borçlar ödedim

Aşınmış sözcükler, merhamet ayıp
Hak: mevsim kırığı, dilsiz ve kayıp

II/

Bir yanda dijital, polyester bir düş
Kolonlar kum mantar taşıyıcı yok
Bir yanda kuyruklu topal at ölmüş
Çürümüş vaadler, kör-kütük stok
Çala çakır kuşlar, tedirgin, ürkek
Ödünç bir neyle raks eder zerzek 
Muhabbet bir efekt, vefa bir hayal
Boş keşkül baş tacı, vefa bir masal
Yargılar med-cezir; kavisli, öksüz
Temyizler sır olmuş; itidal dümdüz

Şu felçli dünyanın kulpunu bulsam
Tam orta merkeze bir kilit vursam

III/

Nevrotik vakadır gamzesi güzün
Kıraç tarla bir çöl, köyler boşaldı
Maskesi tüy acun, esrik yüzsüzün
Hesaplar, şimdiden mahşere kaldı
Sahne; ‘orta oyun’ ve dilsiz suflör
Soğuk kulislerde bekler baş dublör
Onur, kipli replik, sonsuz bir elem
Issız mezatlarda kaybolmuş kalem
Ters dönmüş laleye kırağı düşmüş
Bir morgdan sarkan ele dönüşmüş

Döner sermayeymiş yağım olursa
Büyük makamlarda dayım olursa

IV/

Vicdana yaslanan pas’tan anlayan 
Tabip çoktur ama merhemi yoktur
Buruşmuş sisli gök, plastik tavan
Santrallar varsa da termiği yoktur
Etik, erdem, sevi… Yazıyla tura
Mal, padişah olmuş, vezirse çıra
Uçup gitmiş usul, hokkabaz haklı
Aşlar yağsız-tuzsuz, sular çoraklı
İçbükey aynada huysuz bir keder
Ateşîn sularda yanmış semender

Eloğlu her söze bir belge ister
Göstersen yine de genelge ister

V/

Başım dik yokluktan eğridir belim
Kovmuş yelkovanlar canı, cananı
Kavrulmuş toprakta nasırdır elim
Akrepler bir olup sokmuş zamanı
Damda ahraz felek, teyelli varoş
Evler hiyeroglif, pörsümüş sarhoş
Bu barbar çöllerde her vaha pusu 
Sarp ejder ağzıdır her su kuyusu
Tüm meta postunu serdim pazara
Köşeyi dönmeden geldim nazara

Kötürüm sevdalar içimde bir ah 
Elveda demeden gitti mihrimah

VI/

İlk vatanım beşik, sonum kabirdir
Sahilsiz ummanda daldım sulara
Parseller dokuztaş, insaf birdirbir
Kösnül kuş tünemiş beton yulara
Lokma yedim muhannetin elinden
Kurtulmadım sonra diken dilinden
Yediklerim bir bir samana döndü
Bacadan çıkmayan dumana döndü
Tasam çoğaldıkça ömrüm kısaldı
Bahçemdeki son dalı samyeli kırdı

Deli Dumrul gibi sırt üstü bekler
Kapital, global, tüm köstebekler

VII/ 

Bir biley taşında, kör paranoyak
Türlü desiseler, düzenler gördüm
Neye yarar böyle yarım yaşamak
Umut levhasını ezenler gördüm
Kimi kendi malın yiyemez salak
Kimisi kör, topal, hasta, yatalak
Solfejler, ritimler, lehçeler bozuk
Dirhemler sikkeler akçeler bozuk
Nasıldır gökyüzü, nasıldır bahar
Kuklalar onların kalbiyle oynar

Bulgur pilavına suni yağ saldık
Pınar başlarında gazoza daldık

VIII/

Bu zaman aşımı, sessiz duvarlar
Faizler yükselmiş sulardan derin
İcra memuruyla terki terk başlar
Beti benzi solmuş iskelet kentin
Faydası olmuyor eczanın, hapın
Kıymeti kalmadı samanın sapın
Umut ikliminin kuşları susmuş
Çeşmibülbüllerin ağzı kurumuş
Mutlu çağlar bizi dışlamış artık
Yalanın hasadı başlamış artık

Döner yıldızların en sık yerinde
İncecik ünlemler ısırgan bende

X/

Gün battı, kuş uçtu, su akıp gitti
Lamba boyun büktü, fitili yasta
Mutluluk, vedasız beni terk etti
Felek zehir sundu hep altın tasta
Ruhuma sığmadı çektiğim azap
Onurum kırıldı, düşlerim harap
Şaklıyor kırbacı, karın boranın
Açılmış kutusu şer pandora’nın
Uzak aynalara vurmuş karanfil
Kırık-dökük eşya farkında değil

Bunlar yaban aksan; yergi otudur
Ve yarım yamalak taş yağmurudur




2.lik Ödülü Damla AĞÜZÜM

DÖNGÜ
(Dinle bu Şıh Hazretlerinin Hikâyesi
Gülü küstürür, bülbüle gam ayinesi)

Adildir bizim Şıh Hazretleri
Çuvaldızı esnafa pay eder
Mana kaybolmuş, cismi sarmış madde
İğneyi kendine yar eder

Sorsan “nasıl sofu oldun sen?”
Otuz iki farzı kaza eder
Topala sorulmaz parmak hesabı
Çarşıda kalıbın rüsva eder

Bilgindir bizim Şıh Hazretleri
Ke-te-be kökünden türetemez kelime
Sorsan “nasıl öğrendin be-te-se?”
Kulu dinine düşman eder

Tok iken aça biçare çadır
Altın gümüşe sermez mi sedir?
Desen “kaça gider unun bir kevgir?”
Genzine katığı haram eder

Doygundur bizim Şıh Hazretleri
Sofrasında tabak tabak ezmeleri
Kapı kulu, Acem başı bir de oğlanları
Ziyafete konu olur geceleri

Suskuna dil olur, dile menzil
En tepedeki efendiye köledir
Sorsan “senin kıblen neredir?”
Yelkovanı akrebe kurban eder

Cambazdır bizim Şıh Hazretleri
İpi şeref, düğümü şan
Sorsan “nedendir hakkında bu zan?”
Miskindir, kulağı duyamaz ezan

Neyzen tanır mısın devrin Şıh Hazretleri?
Kuruşa denk izzet ile ikballeri
Sen sormazsan soracak mı Hak Teali?
Tıyneti aşikâr, boynunadır vebali



3.lük Ödülü Kenan ŞAHBAZ

YA BİR TASMA, YA YULAR!
Bir gerçeği sizlere anlatmaktır amacım
Beni bilir ve tanır hepsi kardeşim bacım
Bilin ki bu dünyada ben mertliğe muhtacım
Nasıl bir zavallı ki esir almış tutkular
Taktırır bir gün gelir ya bir tasma, ya yular!

Alınmasın hiç kimse, kimseye değil sözüm!
Yıllar yılı durmadan ağladı gönül gözüm
Haksızlıklar yüzünden çürüğe çıktı özüm
Anlamaz kara cahil bir ömür sanır fular
Taktırır bir gün gelir ya bir tasma, ya yular!

Sakın ümitlenmeyin fayda vermez dirisi
Bir kaval sesi ile kıpırdanır sürüsü
Hepsi benziyor amma hele var ki birisi
Hiç kimse yılmaz değil, insan her şeyden yılar
Taktırır bir gün gelir ya bir tasma, ya yular!

Üzülürüm haline öğüt almaz inan ki
Şu küçücük dağları ben yarattım der sanki
Her türlü ucubeyle olmuş önceden kanki
Kullanmayıp aklını her an meçhule dalar
Taktırır bir gün gelir ya bir tasma, ya yular!

İrade beyan etmez, güdülmeyi çok sever
Teslim etmiş ipini hep sahibini över
Kendiyle olmayana ahlâksızca çok söver
Narsis bir eda ile fitne, fesat, kin salar
Taktırır bir gün gelir ya bir tasma, ya yular!

Ardan anlamaz olmuş, utanmayı unutmuş
Hasetliği yüzünden vicdanını kurutmuş
İnsan olmak vasfını şuursuzca çürütmüş
Küstah, sözün üstüne edepsizce söz ular
Taktırır bir gün gelir ya bir tasma, ya yular!

Savunulacak yanı elbette yoktur bence
Vatandaşın bunlara karnı da toktur bence
Toplumda hadsizlerin burnu da boktur bence
Ne kadar uğraşsalar yukarı akmaz sular
Taktırır bir gün gelir ya bir tasma, ya yular!

Defalarca anlatsan hiç anlamak istemez
Gönlü kaya gibidir milim olsun esnemez
Yardım istersin amma yaraya da işemez
Kendini eşsiz sanır, olmaz şeyler arzular
Taktırır bir gün gelir ya bir tasma, ya yular!

İmansızı var ancak çoğu Rabbe tapıyor
Onca kitaba rağmen yanlışlara sapıyor
Her mahkûkât kendine yakışanı yapıyor
Yalakalık üstene yoktur her şeyi yalar
Taktırır bir gün gelir ya bir tasma, ya yular!



Jüri Özel Ödülü Hakan İLHAN

YER’DEN YER’E
Ölmüşe saydırır yaralar dili 
Kelamı ayarsız gafını bilmez. 
Takkeyi taksa da görünür keli 
Yalan yanlış söyler lafını bilmez. 

Hukuku yok sayar gözetmez denge 
İlim fikir almaz eder hep gölge 
Hangi taraf gelse girer o renge
Secdede yanılır safını bilmez. 

Çok defa düşünür beyninde hini 
Kırkı alır doymaz gözetir bini 
Dilinden düşürmez kitabı dini
Elif-Ba’yı açsa Kef’ini bilmez. 

Bunların bozulmuş hak ile zarı 
Başkasında arar şerefi arı
Tahrik olur görse ketçabı narı 
Volkanı patlasa tüfünü bilmez. 

Beylik laflar eder koyar postayı
Yapışmasa bile vurur yaftayı 
Beğenmez ecdadı, anmaz Ata’yı
Maziden bihaber, örfünü bilmez. 

Nice yiğit muhtaç, arar somunu
Bahtiyar zanneder görse zebunu 
Fakire çok görür bir avuç unu 
Ekmeğini yarsa küfünü bilmez. 

Kazandığı malı, hep verir fire
Uzatmaz ayağı, yorgana göre 
İncitir yoksulu, verdiği fitre 
Kuruşa göz diker, sarfını bilmez. 

Diktiği ağacın olmaz gölgesi 
Dalından düşse de yenmez meyvesi 
Yaptığı hanenin, çöker kubbesi 
Temeli çürüktür kofunu bilmez. 


Anasayfaya git.

Son 50 Haber



Anasayfaya git.
Kartal Belediyesi Kurumsal İnternet Sitesi Metin Versiyonu
İnternet sitemiz görme engelli kullanıcıların kolaylıkla kullanabilmesi için tasarlanmıştır. Uygun yazılımlar kullanılarak metin versiyonundan takip edilebilir.